İki Komik Fıkra :)

0
1279

Bir kamyonun çarpmasıyla yaralanmış olan çiftçi Mehmet amca, kazadan sorumlu tuttuğu taşıma şirketine dava açıyor.

Mahkeme salonunda şirketin avukatı ile Mehmet Amca karşı karşıyalar ve Avukat soruyor:

– “Ama siz kazadan sonra gelen polis memuruna “ben çok iyiyim” demediniz mi?”

Çiftçi Mehmet amca cevap verir:

– “Anlatayım ağam; ben bizim eşeği gasaba da satışa götürmek üzere gamyonetime bindirmiştim ki…” derken Avukat Mehmet amcanın sözünü kesip:

– “Bırakın ayrıntıları Mehmet Bey, siz sadece soruma yanıt verin!

Siz, kazadan hemen sonra gelen Polis memuruna “ben çok iyiyim” dediniz mi, demediniz mi?

Mehmet amca:

– “İşte anlatıyom ya Avukat Bey; eşeği gamyonete yüklemiş, yola çıkmıştım ki…”

Avukat tekrar adamın sözünü keser ve Hâkime dönerek:

– “Sayın hâkim, size olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğini davacının kendi ifadesi ile almaya çalışıyorum.

Ama, soruma yanıt vermiyor.

Bu bey, kazadan hemen sonra olay yerine ulaşan polis memuruna ifadesinde “çok iyi” olduğunu söylemiş.

Kayıtlara geçmiş.

Şimdi ise, aradan kaç hafta sonra müvekkilime dava açıyor.

Ben bu davada, bu şahsın mahkemeyi yanıltmaya çalıştığına inanıyorum.

Lütfen, sadece soruya yanıt vermesini söyler misiniz?

Çiftçinin hikayesiyle ilgilenen Yargıç:

– “Eşek hakkında söyleyeceklerini merak ettim aslında; Bırakalım da anlatsın…”

Mehmet amca, Yargıca teşekkür ederek devam etti:

– “İşte dediğim gibi, sayın Hakimim, tam eşeğimi gamyonetime bindirmiş şehre doğru gidiyodum ki, bu şirkete ait gucuman bi kamyon, “DUR” tabelasına aldırmadan üzerime sürdü ve bize çarptı.

Ben yolun bi yanına fırladım, Garagaçan bi yana…

Nasıl kötüyüm, nasıl kötü, anlatamam…

Gıpırdanamıyom sancıdan… öte yanda Garagaçan bir anırıyo, bir anırıyokine, ortalık inliyo…

Derkene bi pulis memuru geliveedi.

Garagaçanın sesini duymasile önce ona dooru getti, eğildi.

Bahtı, tabancasına davrandı, alnının göbeenden Garagaçanımı vurmasın mı?

Soonacııma, yolun garşı tarafına geçti, bana dooru geldi, dedikine:

– “Eşeğin hali berbattı, vurmak zorunda galdım, “sen nassın?”

Padişah bir gün, “Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!” demiş.

Yalancılar hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;

– “Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü”.

Padişah:

– “Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, Arslan da kuzu kadar minik bir yavru… kaptı mı götürür tabii!..”

Başka bir yalancı:

– “Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..”

Padişah:

– “Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..” diye cevap vermiş.

Diğer bir yalancı:

– “Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!”

Padişah:

– “Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir” diye o yalancıya da cevap vermiş.

Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.

Ama bir gün bir adam gelmiş ve:

– “Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın.

Şimdi geri almaya geldim.

Yalandır dersen ödülümü ver.

Yalan değil dersen borcunu öde!..”

PAYLAŞMAYI UNUTMAYIN…

YORUM GÖNDER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin