Birbirinden komik fıkralar :)

0
3398

İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen demiş ki:

– Çocuklar konu serbest, hepiniz hayvan resimleri çizin.

10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırınca, öğretmen yanına gelmiş. Resim kağıdının üzerinde bir sinek gören öğretmen, çocuğun bu sinekten şikayetçi olduğunu sanıp, eliyle sineği kovalamış, ama hayvan hiç hareket etmemiş. Biraz daha dikkatli bakan öğretmen, sineğin gerçek olmadığını ve bunun bir sinek resmi olduğunu fark etmiş. Hayretler içinde kalan öğretmen, şaşkınlıkla sormuş:

– Oğlum, bu resmi sen mi yaptın?

– Evet öğretmenim.

– Peki, bir de at resmi yap bakayım.

Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizmiş ki; at, sanki kağıttan fırlayıp çıkacak kadar canlıymış. İyice şaşıran öğretmen, çocuğa seslenmiş:

– Yavrum, beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım.

Son dersten sonra öğretmen, Ahmetle beraber yola çıkmış. Dar bir patikadan geçerek, bir gecekonduya gelmişler. Çocukla birlikte içeri giren öğretmen, yatakta inleyen bir adam görünce konuşmaya başlamış:

– Geçmiş olsun efendim.

– Tesekkür ederim.

– Ben oğlunuzun öğretmeniyim…

– Allah kahretsin oğlumu!..

– Aman efendim, böyle söylemeyin, yaptığı resimler…

– Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın!..

– Ama, beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun…

– Yeteneğine başlatmayın şimdi!..

– Peki, ne oldu, oğlunuza niçin böyle kızgınsınız?

– Neden olacak? Dün gece eve biraz çakırkeyif geldim. Bu eşşoğlu eşşek sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş!..

FIKRA-2

5 KURUŞ

Nasrettin Hoca yolda yürürken, biri ensesine öyle bir vurmuş ki, neredeyse yere düşecekmiş, hiddetle dönüp bakmış; karşısında tanımadığı genç bir adam. Nasrettin Hoca sormuş:- Ne cüretle vuruyorsun!..

– Özür dilerim hocam, sizi birine benzettim, küçük bir hata yaptım, ama siz pireyi deve yaptınız.- Yürü o zaman, kadıya gidiyoruz!Gitmişler kadıya, ikisini de dinleyen kadı efendi, Nasrettin Hoca’ya vuran gencin akrabasıymış.

Kadı efendi, Nasrettin Hoca’yı yumuşatıp, akrabasını kurtarmaya çalışmış:- Hoca, hislerini anlıyorum. Bu durumda herkes aynı şeyi hissederdi. Şimdi bu genç adam kendine bir tokat atsa, kabul eder misin?Nasrettin Hoca ısrar etmiş:

– Olmaz, mahkeme yapılsın.Kadı efendi, bunun üzerine akrabası olan genç adama dönüp kararını vermiş:- Ceza olarak Nasrettin Hoca’ya 5 kuruş ödeyeceksin, hemen gidip getir!..

Nasrettin Hoca, para almaya giden genc adamın dönmesini beklemiş. Bir saat geçmiş, iki saat geçmiş, ama genç adam ortalıkta gözükmüyormuş.

Mahkeme kapısının kapanma saatine kadar bekleyen Nasrettin Hoca, kadı efendinin ensesine okkalı bir tokat indirdikten sonra demiş ki:

– Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyemem, gelirse söyle ona; 5 kuruşu sana versin!..

FIKRA-3

İNGİLTERE GEZİSİ

İngiltere’yi gezmek isteyen Temel, İngilizce bilmediğinden arkadaşı Dursun’a sormuş: – Ula Tursun, İngiltere’ye cidince onlarla nasıl anlaşacağum da? Dursun Temel’e akıl vermiş:

– Bak uşağım, konuştiğun her cümlenin sonuna “ing” koy, onlar senin ne demek istediğuni anlarlar. Temel İngiltere’ye gitmiş ve soluğu bir cafede almış. Dursun’un verdiği aklı uygulamak isteyen Temel, garsonu çağırmış:

– Sen bana bir çay getirebiling? Bunu duyan garson, çayı hemen getirmiş. Temel garsona sormuş: – Bak, ben ne güzel ingilizce konuşuyoring değiling? Garson cevabı yapıştırmış:

– Ben Türk olmaying, sen nah içerdin çaying!..

YORUM GÖNDER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin